Özel Hayatın Gizliliğini İhlal

Özel hayatın gizliliğini ihlal hakkında merak ettiklerinizi bu yazımızda bulabilirsiniz. Sorularınızı, yorumlar bölümünden iletebilirsiniz. Hukuki desteğe ihtiyaç duyduğunuzda bizlere ulaşabilirsiniz.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Nedir?

Özel hayat, herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, yalnızca istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel bilgilerin yer aldığı alandır. Özel hayatın gizli kalmasını istemek anayasal bir haktır.

Özel hayatın gizliliğini ihlal ise gizli yaşam alanına girilmesi ve başkaları tarafından görülmesi mümkün olmayan bir özel yaşam olayının saptanması ve anayasal güvence altında olan gizliliğin ihlal edilmesidir. Bu sebeple özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesi durumunda, Türk Ceza Kanunu 134. maddesi kapsamında şikayetçi olmak mümkündür. Kanundaki düzenleme şu şekildedir;

Türk Ceza Kanunu 134 – Özel hayatın gizliliğini ihlal

(1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

(2) Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.

Eşler Arasında Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Var Mı?

Özel hayatın gizliliğinin korunması, anayasal bir hak olduğundan evlenme ile ortadan kalkmaz. Dolayısıyla eşler de birbirinin özel hayatını ihlal edebilir. Evlilik birliği içinde korunan değer, eşlerin özel hayatlarından çok aile yaşamıdır. Ancak bu durum eşlerin birbirlerinin özel hayatına müdahale edebileceği anlamına gelmemektedir. Eşler, her ne kadar ortak bir alanı paylaşsalar da her eşin kendine ait başkalarının bilmesini istemediği, kendisi istediği zaman başkaları ile paylaşabileceği özel alanı vardır.

Yargıtay’ın görüşü de bu yöndedir. Nitekim Yargıtay kararlarına göre taraflar, evli olmasından ve aynı konutu paylaşmasından dolayı birbirlerinin özel yaşam alanlarına giren hususlara kolayca ulaşabilir. Ancak bu husus, eşlerin hiçbir sınır olmadan birbirlerini sürekli gözetleyebileceği ve denetleyebileceği anlamına gelmemektedir. Çünkü özel hayatın gizliliği kişiye bağlı bir haktır ve evlilikle tamamen ortadan kalkmaz.

Ancak eşler arasında özel hayatın gizliliği keskin şekilde uygulanmaz. Bu sebeple bazı istisnaları bulunmaktadır. Bu kapsamda;

  • Kişinin bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ani gelişen durumlarda,
  • Kendisine karşı işlenmekte olan bir suç söz konusu olduğunda,
  • Kendisine ya da aile birliğine yönelen, onurunu zedeleyen, haksız bir saldırıyı önlemek için,
  • Kaybolma olasılığı bulunan kanıtların kaybolmasını engelleyip, yetkili makamlara sunarak güvence altına almak amacıyla

gerçekleştirilen özel hayatın gizliliğini ihlal halleri olarak örneklendirilebilir. Bu gibi durumlarda eşlerden birinin diğer eşin özel hayatına ait bilgiler edinme, ses ve görüntüleri dinleme, izleme, kaydetme, yayma eylemleri hukuka uygun kabul edilir ve suç oluşturmaz.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Boşanma Nedeni Midir? 

Medeni kanun 166. maddesine göre ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olması eşlerden her biri için boşanma sebebidir. Bu boşanma nedenine evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeniyle boşanma denilmektedir.

Eşlerden birinin özel hayatının gizliliğinin diğeri tarafından ihlal edilmiş olması durumunda evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı kabul edilebilir. Böylece özel hayatın gizliliğini ihlal durumunda genel boşanma sebebine dayalı olarak boşanma davası açılabilir.

Özel Hayatın Gizliliği İhlal Suçu Nedir?

Özel hayat kişinin bilinmesine izin vermediği, mahremiyetine ilişkin her alanı kapsar. Ceza Kanunun 134. maddesine göre kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimseler bu suçtan cezalandırılır. Bu suç, kişinin gizli yaşam alanına girerek veya başka suretle başkaları tarafından görülmesi mümkün olmayan bir özel yaşam olayının saptanması ile oluşur. Bunların kaydedilmesi ise daha ağır cezayı gerektirir.

Suçun Nitelikli Halleri Nelerdir?

Nitelikli haller bir suçun temel şekline göre daha az veya daha ağır cezayı gerektiren hallerdir. Bu suçta özel hayatın gizliliğinin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi hali kanunda nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Bu halde faile daha ağır ceza verilir. Suçun temel şekli için bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Bu nitelikli hal için ise verilecek ceza bir kat artırılarak uygulanacaktır. Örneğin hakim, suçun temel şekli için 2 yıl hapis cezasına hükmedecek ise bu nitelikli halin gerçekleştiği olasılıkta 4 yıl ceza verecektir.

Diğer bir nitelikli hal görüntü ve seslerin ele geçirildikten sonra hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi, ifşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halidir. Bu hal de suçun temel şekline göre daha ağır cezayı gerektirmektedir. İfşa etme eylemi hukuka uygun olduğu ihtimalde bu nitelikli hal oluşmayacaktır. Kişi, özel hayata ilişkin görüntü veya sesi hukuka aykırı olarak ifşa ettiğinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

Türk Ceza Kanunu 137. maddesinde de birtakım nitelikli haller sayılmıştır. Bu kapsamda özel hayatın gizliliğinin kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle veya belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi halinde verilecek cezanın yarı oranında artırılması öngörülmüştür.

Özel Hayatın Gizliliği İhlal Suçunun Şartları Nelerdir?

Bu suçun oluşması için birtakım şartların bir arada bulunması gerekmektedir. Bu şartları kısaca sıralamak gerekirse;

  • Mağdur olan kişinin özel yaşam olayının saptanması veya kaydedilmesinde rızasının bulunmaması gerekir.
  • İhlal fiili, kişinin özel hayatına yönelmiş olmalıdır.
  • Kişinin özel hayatının gizliliği sadece evinde diğer insanlardan uzaktayken değil kamuya açık alanlarda da korunur. Dolayısıyla kamuya açık alanda kişi izlenerek elde edilen bilgiler özel hayatın gizliliği kapsamında korunur.
  • Bir olayın ya da bilginin özel hayata girip girmediği değerlendirilirken somut olarak inceleme yapılır. Kişinin toplum içindeki konumu, mesleği, görevi, kamuoyu tarafından tanınıp tanınmadığı, dışa yansıyan davranışları, rıza ve öngörüleri, sosyal ilişkileri, içinde bulunduğu fiziki çevrenin özellikleri, müdahalenin derecesi gibi ölçütler göz önüne alınmalıdır 
  • Failin bu suç bakımından kastının olması aranır. Yani failin bu suçu işlerken kişinin özel hayatının ihlal edileceği neticesini bilerek ve isteyerek fiili gerçekleştirmesi gerekir. Taksirle birinin özel hayatının gizliliğinin ihlal edilmesi elbette mümkündür ancak bu kanunda düzenlenmediği için cezalandırılmaz.
  • Suçun kişinin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri ifşa etmek suretiyle işlenmesi durumunda ifşanın hukuka aykırı olması şartı aranır.

Eşler Arasında Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu Oluşur Mu? 

Yukarıda detaylarıyla izah edildiği üzere eşlerin birbirinden bağımsız özel hayatlarının olmalıdır. Bu alanlara diğer eşin müdahalesinin özel hayatın gizliliğini ihlal oluşturmaktadır. Dolayısıyla eşlerin birbirine karşı bu suçu işlemesi mümkündür.

Hangi Durumlarda Suç Oluşmaz?

Fiilin neticesinin bilinmediği veya istenmediği durumlarda yani taksirle işlenmiş olduğu durumlarda bu suç oluşmaz. Nitekim Yargıtay verdiği kararlarda, sanıkların özel hayatın gizliliğini ihlal edecek bir görüntü veya ses kaydetme kastıyla hareket ettiklerine dair delil bulunmaması halinde, suçun unsurlarının oluşmadığını kabul etmektedir.

Suçun oluşmayacağı başka bir durum özellikle suçun görüntü ve seslerin kayda alınması ve bunların yayınlanması suretiyle işlenmesi ihtimalinde karşımıza çıkar. Yerleşik Yargıtay kararları ile sabit olduğu üzere şikayete konu kayıtlar mağdurun başkaları tarafından görülmesini ve bilinmesini istemeyeceği özel yaşam alanına ilişkin kayıtlar olarak kabul edilemiyorsa suçun yasal unsurları oluşmamış olur. 

TCK’da sayılan hukuka uygunluk sebeplerinden birinin gerçekleşmesi durumunda da suçun yasal unsurlarının oluşmadığını kabul edilir. Bunlar ilgilinin rızası, hakkın kullanılması ve hukuka uygun emrin yerine getirilmesi halleridir.

Bu suçun görüntü ve sesleri ifşa ederek işlenmesi nitelikli halinin gerçekleşebilmesi için bu ifşanın hukuka aykırı olması gerekir. Nitekim yayılmasında kamu yararı bulunan ses ve görüntülerin yayılması hukuka uygun olacağından suçun hukuka aykırılık unsuru gerçekleşmeyecek ve suç oluşmayacaktır. Aynı şekilde mağdurun rızasının bulunduğu durumlarda suçun oluştuğu söylenemez.

Anayasanın 20. maddesine göre millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olduğunda; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunduğunda kişilerin özel hayatının gizliliği ihlal edilebilir. Bu durumlarda da suçun oluşmayacağı söylenebilir.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçunda Yargılama Nasıl Yapılır?

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır. Şikayet olmaksızın resen soruşturma kovuşturma yapılamaz.

Ceza Muhakemesi Kanununun 251. maddesine göre asliye ceza mahkemelerinin görev alanına giren suçlardan üst sınır 2 yıl ve altında olanların yargılaması basit yargılama usulünde yapılır. Özel hayatın gizliliği suçu için öngörülen cezanın üst sınırı 3 yıldır. Dolayısıyla özel hayatın gizliliğini ihlal suçunda basit yargılama usulü uygulanamaz.

Şikayetten Vazgeçmek Mümkün Müdür?

Türk Ceza Kanunun 73/4. maddesine göre takibi şikayete bağlı suçlarda mağdurun hükmün kesinleşmesine kadar vazgeçmesi mümkündür ve bu durumda dava düşer. Dolayısıyla özel hayatın gizliliğini ihlal suçunda da hüküm kesinleşene kadar mağdur şikayetinden vazgeçebilir.

Şikayet Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?

Şikayet dilekçesi suçun işlendiği yerdeki cumhuriyet başsavcılığına sunulur. Dilekçede bulunması gereken unsurlar ise şunlardır;

  • Şikâyette bulunan kişinin kimlik ve iletişim bilgileri,
  • Şikâyet edilen şüphelinin belli ise kimlik ve iletişim bilgileri (Suçun kim tarafından işlendiği belli değil ise şikayet faili meçhul olarak yapılır.)
  • Belli ise suç tarihidir.

Son olarak şikâyette neden olan olaylar ve deliller yazılmalıdır.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu İle Farkları

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu Türk Ceza Kanunun 132. maddesinde düzenlenmiştir. Bu suç belirli kişiler arasındaki haberleşmenin içeriğinin öğrenilmesiyle işlenmektedir. Bu suç haberleşmenin tarafı olmayan kişiler tarafından işlenebilir.

Haberleşmenin gizliliğini ihlal de özel hayatın gizliliğini ihlal gibi TCK’nın özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar bölümünde düzenlenmiştir. Özel hayatın gizliliğini ihlal daha geniş kapsamlı bir suçtur. Başkaları tarafından görülmesi mümkün olmayan her türlü özel yaşam olayının saptanması bu suç kapsamına girecektir. Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunda ise yalnızca mektup, telefon, telgraf, elektronik posta veya başka bir yolla yapılan haberleşmenin içeriğini ihlal etmek cezalandırılmaktadır.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Şikayet Süresi Nedir?

Takibi şikayete bağlı suçlarda şikayet süresi mağdurun fiili ve faili öğrendiği andan itibaren 6 aydır. Bu sebeple 6 ay içinde kimse şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Özel hayatın gizliliğini ihlal şikayet Süresi de 6 aydır.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Cezası Nedir?

Özel Hayatın gizliliği suçunun cezası, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis olarak belirtilmiştir. Bir özel yaşam olayının yalnızca saptanması halinde bu ceza uygulanır. Ancak görüntü ve sesler kayda alınırsa bu, cezada artırım sebebidir ve bir kat artırılarak uygulanır. Aynı zamanda bu suçu kamu görevlisi görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanarak veya herhangi bir kimse belli bir meslek veya sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlerse ceza yarı oranında artırılır. Cezanın bir kat artırılması suçun basit şekli için 1 yıl ceza öngörüldüğü durumlarda 2 yıl olarak uygulanması, yarı oranında artırılması ise basit şekle 1 yıl hapis cezası verilecekse nitelikli hal için 1 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedilmesi anlamına gelir. 

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Para Cezası

Kanunda bu suç için para cezası değil hapis cezası öngörülmüştür. Hukukumuzda kasten işlenen suçlarda bir yıl ve altındaki hapis cezaları adli para cezasına çevrilebilir. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunda alt sınır 1 yıldır. Dolayısıyla hakim 1 yıl cezaya hükmetmesi durumunda ceza, para cezasına çevrilebilir ancak hakimin bir yıldan fazla cezaya karar verdiği durumlarda hapis cezası uygulanacaktır.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Eden Deliller Nelerdir?

Hukukumuzda, kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez. Gizli kaydedilen konuşmalar, günlükteki notlar, gizli kameralarla elde edilen resimler çok gizli ve özel hayat alanına ilişkin ise delil olarak kullanılamazlar. Sonuç olarak özel hayatın gizliliğini ihlal eden deliller hukuka aykırı olarak elde edilmiş sayılır ve delil olarak hükme esas alınamaz.

Boşanma Davasında Kullanılabilir Mi?

Evlilik birliği içinde eşler arasında da özel hayat kavramı olması nedeniyle, eşlerin birbirlerine karşı bu suçu işleyebilir. Eşlerden birinin, diğerinin özel hayatını ihlal ederek elde ettiği delil hukuka aykırı delil olarak kabul edilir. Hukuka aykırı deliller, hakim tarafından değerlendirmeye alınmayacak ve hükme esas alınmayacaktır. Nitekim yerleşik Yargıtay içtihatları da bu yöndedir. Bu kapsamda özel hayatın gizliliğini ihlal eden CD, ses kaydı gibi deliller hükme esas alınmaz.

Ancak diğer taraftan boşanma davalarında ileri sürülen iddialar nihayetinde iki kişinin özel hayatına ilişkin olgulardır. Dolayısıyla Yargıtay’ın bu davalarda daha esnek davrandığı söylenebilir. Bazı durumlarda özel hayatın gizliliğini ihlal eden delilleri hukuka aykırı bulmayarak hükme esas alır. Bunları diğer eşin sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, kişinin bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı, yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı, ani gelişen durumlarda elde edilen deliller olarak saymak mümkündür. Bu konularda her bir delilin özel olarak incelenmesi gerekir. Bu sebeple boşanma avukatından destek alınması gerekir.

Avukat Yaşar Öksüz’ün Milliyet’te yayınlanan yazılarını buradan okuyabilirsiniz.

Velayet Davasında Kullanılabilir Mi?

Velayet davası, velayetin değiştirilmesi veya kaldırılması istemiyle açılır. Velayet davalarında esas alınacak husus öncelikle çocuğun üstün yararıdır. Çocuğun üstün yararı özel hayatın gizliliği ihlal edilerek, hukuka aykırı elde edilmiş delilin değerlendirilmesini ve hükme esas alınmasını gerektiriyorsa bu delil velayet davasında kullanılabilecektir.

Anlaşmalı Boşanma Davasında Kullanılabilir Mi?

Anlaşmalı boşanma davası tarafların; velayet, kişisel ilişki, boşanmada tazminat, nafaka gibi konularda uzlaşmış ve bir karara varmış oldukları davalardır. Dolayısıyla bu davalarda çekişme bulunmadığından tarafların belli durumları kanıtlamak için delile ihtiyaç duyması söz konusu olmayacaktır.

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu Sayfayı Kopyalayamazsınız

Bilgi ve Randevu