Boşanmada Kusur

Boşanmada kusur hakkında merak ettiklerinizi bu yazımızda bulabilirsiniz. Sorularınızı, yorumlar bölümünden iletebilirsiniz. Hukuki desteğe ihtiyaç duyduğunuzda bizlere ulaşabilirsiniz

Boşanmada Kusur Nedir?

Boşanmada kusur, eşlerden birinin evlilik birliğinin devam edemez hale gelmesine neden olan davranışlarının hukuki karşılığıdır. Eşin sadakat yükümlülüğünü ihlal etmesi, hakaret, şiddet, ilgisizlik, terk ya da benzeri davranışlar boşanmada kusuru belirleyen önemli nedenlerdir.
Kusura dair değerlendirmeler her olay bakımından ayrıca değerlendirilir. Mahkeme, eşlerden hangisinin boşanmaya neden olan olaylarda daha kusurlu olduğunu değerlendirerek boşanma kararı veya boşanmanın mali sonuçlarına karar verir. Bu kapsamda boşanmada maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası konusundaki değerlendirmeler de eşlerin kusur durumuna göre hükmedilir.

Boşanmada Kusur Nasıl Belirlenir?

Boşanmada kusur, mahkemenin tarafların evlilik süresince sergilediği davranışları birlikte değerlendirerek hangi eşin evlilik birliğinin sarsılmasına ne ölçüde zarara verdiğini tespit etmesiyle belirlenir. Kusur değerlendirmesinde mahkeme, hangi davranışların sadakat, saygı, birlikte yaşama, yardım etme ve evlilik birliğini koruma yükümlülüklerini ihlal ettiğini inceler. Bu nedenle tanık beyanları, mesaj kayıtları, darp raporları, kolluk tutanakları, fotoğraflar ve olayların kronolojisi boşanmada kusurun belirlenmesi bakımından çok önemlidir.

Kusur değerlendirmesinde hakim, boşanmaya neden olan özellikle son olay ile birlikte olayların sürekliliğini ve tarafların birbirine verdiği tepkileri dikkate alır.

Yargıtay uygulamaları doğrultusunda eşlerin kusur durumu dörde ayrılmaktadır. Buna göre eşler; kusursuz, az kusurlu, eşit kusurlu veya ağır/tam kusurlu olabilirler. Bu ayrım özellikle boşanma kararının verilmesi, boşanmada tazminatın belirlenmesi ve yoksulluk nafakası talepleri bakımından önemlidir. Söz gelimi kusursuz eş aleyhine açılan boşanma davasının reddine karar verilir. Benzer şekilde ağır/tam kusurlu eş lehine nafakaya hükmedilmez. Tam kusurlu eşin tazminat talepleri kabul edilemez. Mahkeme, eşlerin kusur durumunu dosyadaki delillere göre değerlendir.

Avukat Yaşar Öksüz’ün Milliyet’te yayınlanan yazılarını buradan okuyabilirsiniz.

Boşanmada Tam Kusur ve Eşit Kusur Arasındaki Fark

Boşanmada tam kusur ile eşit kusur arasındaki fark, tarafların evlilik birliğinin sarsılmasında ne ölçüde sorumlu olduklarıyla ilgilidir. Tam kusur, boşanmaya yol açan olaylarda ağırlıklı hatta neredeyse tamamen bir eşin sorumlu olmasıdır. Bu durumda diğer eş çoğu zaman daha az kusurlu veya kusursuz kabul edilir. Eşit kusur ise iki tarafın da benzer ağırlıkta hatalı davranması, yani evliliğin bozulmasında ortak katkılarının bulunmasıdır.

Tam kusur, sorumluluğun neredeyse tek tarafta toplanmasıdır; eşit kusur ise iki tarafın da benzer ölçüde hatalı olmasıdır. Bu fark, boşanmanın mali sonuçları olan tazminat ve nafakanın belirlenmesinde kritik öneme sahiptir.

Kusursuz Eşin Hakları Nelerdir?

Kusursuz eşin boşanma sürecindeki en önemli hakkı, kendisine yöneltilen boşanma talebine karşı davanın reddini isteme hakkıdır. Başka bir anlatımla kusursuz eş, boşanma sebebi ispatlanmamışsa veya evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı yeterince ortaya konmamışsa buna itiraz etme hakkına sahiptir. Ancak kusura dayanmayan akıl hastalığı nedeniyle boşanma, fiili ayrılık nedeniyle boşanma ve terk nedeniyle boşanma davalarında bu kural geçerli değildir. 

Kusursuz eş şartları varsa maddi ve manevi tazminat isteyebilir; çünkü kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın uğradığı zararlar hukuk tarafından korunur. Yoksulluğa düşecekse yoksulluk nafakası da talep edebilir. Dava sürerken ise tedbir nafakası, müşterek konutun tahsisi ve benzeri geçici koruma önlemleri isteyebilir.

Boşanmada kusur, bazı durumlarda velayet, ortak velayet ve kişisel ilişki düzenlenmesi bakımından da önemlidir. Ancak bu durumlarda belirleyici olan her zaman çocuğun üstün yararıdır.

Mal paylaşımında ise kusur, kural olarak edinilmiş mallara katılma rejimindeki hakkı ortadan kaldırmaz. Ancak zina nedeniyle boşanma veya hayata kast nedeniyle boşanma karar verilmesi durumunda katılma alacağının kaldırılmasını veya azaltılmasını talep etmek mümkündür.

Boşanmada Kusur Nafakayı Nasıl Etkiler?

Boşanmada kusur, nafaka bakımından özellikle yoksulluk nafakası üzerinde doğrudan etkili olur. Zira boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, daha ağır kusurlu olmamak şartıyla nafaka isteyebilir. Bu nedenle mahkeme, yoksulluk nafakasını belirlerken öncelikle nafaka isteyen eşin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşüp düşmeyeceği ile boşanmada diğer eşe göre daha ağır kusurlu olup olmadığına bakar.

Nafaka isteyen eş daha ağır kusurluysa, yoksulluk nafakası alamaz. Eşit kusurlu ya da daha az kusurlu ise ve ayrıca ekonomik olarak yoksulluğa düşecekse, nafaka talebi kabul edilebilir. Burada önemli olan yalnızca kusur değil, kusurun daha ağır olup olmadığıdır.

Tedbir nafakası bakımından ise durum farklıdır. Dava devam ederken eşlerden biri için geçici geçim desteği gerekiyorsa, mahkeme kusurdan çok tarafların mevcut ekonomik durumuna bakar. Başka bir anlatımla boşanma davası sürerken kusurlu görülen eş de şartları varsa tedbir nafakası alabilir.

İştirak nafakası ise çocuğa ilişkindir; burada eşlerin kusuru değil, çocuğun ihtiyaçları ve anne-babanın ödeme gücü belirleyicidir.

Tam Kusurlu Eş Yoksulluk Nafakası Alabilir Mi?

Tam kusurlu eş yoksulluk nafakası alamaz. Zira yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafa, daha ağır kusurlu olmamak şartıyla verilebilir. Dolayısıyla tam kusurlu eş, boşanmaya yol açan olaylarda ağırlıklı sorumlu kabul edildiği için bu nafaka hakkından yararlanamaz.

Mahkeme burada yalnızca ekonomik duruma değil, aynı zamanda kusur durumuna da bakar. Bir eş gerçekten yoksulluğa düşecek olsa bile, kusuru ağırsa veya tam kusurluysa talebi reddedilir. Buna karşılık kusuru olmayan ya da daha az kusurlu eş, diğer şartlar da varsa yoksulluk nafakası isteyebilir.

Eşit Kusurda Nafaka Ne Olur?

Yoksulluk nafakası için aranan şart, boşanma yüzünden yoksulluğa düşmek ve daha ağır kusurlu olmamaktır. Bu nedenle taraflar eşit kusurlu kabul edilirse, nafaka isteyen eş sırf boşanmada kusuru bulunduğu için otomatik olarak nafakadan mahrum kalmaz. Zira bu durumda nafaka isteyen kişi, “daha ağır kusurlu” olarak değerlendirilemez. Dolayısıyla eşit kusurda, diğer şartlar da varsa yoksulluk nafakası verilebilir.

Tedbir nafakasında ise kusur geri plandadır. Bu sebeple dava sürerken ihtiyaç varsa geçici olarak nafakaya hükmedilmesi mümkündür.

Boşanmada Kusur Tazminatı Nasıl Etkiler?

Boşanmada kusur, tazminatı doğrudan etkiler. Zira boşanma yüzünden mevcut ya da beklenen menfaati zedelenen eş, maddi tazminat isteyebilir. Aynı şekilde kişilik hakları saldırıya uğrayan eş manevi tazminat isteyebilir. Burada kritik nokta, tazminat talep eden eşin karşı tarafa göre daha ağır kusurlu olmamasıdır. Tam kusurlu eş, tazminat alamaz. Taraflar eşit kusurluysa da uygulamada tazminat talebi genellikle reddedilmektedir. Zira tazminat için kusur üstünlüğü aranır. Buna karşılık kusursuz ya da daha az kusurlu eş, şartlar oluşmuşsa hem maddi hem manevi tazminat isteyebilir.

Boşanma davalarında mahkeme, kusuru olayların bütününü ve ispatlanan davranışları değerlendirerek belirler. Bu yüzden hakaret, aldatma, şiddet, terk, ekonomik baskı gibi olaylar tazminat sonucunu doğrudan değiştirir.

Boşanmada Kusur Velayeti Etkiler Mi?

Boşanmada kusur, velayeti tek başına belirlemez. Velayet bakımından esas ölçü, her zaman çocuğun üstün yararıdır. Velayet kararı verilirken hakim, eşlerden hangisinin daha az kusurlu olduğundan ziyade; çocuğun fiziksel, zihinsel, duygusal ve ahlaki gelişimi için hangi ebeveynin daha uygun olduğunu değerlendirir. Bu nedenle eşlerden biri boşanma davasında ağır kusurlu olsa bile, eğer çocuğa karşı bakımını ihmal etmemiş, şiddet uygulamamış ve çocuğun yararına daha uygun bir ortam sağlıyorsa velayet kendisine verilebilir.

Buna karşılık kusur doğrudan değil ama dolaylı biçimde etkili olabilir; örneğin şiddet, alkol bağımlılığı, ihmal, çocukla ilgilenmeme veya çocuğu olumsuz etkileyecek davranışlar varsa bunlar velayet açısından çok önemlidir. Dolayısıyla kusur, velayet bakımından bir yan unsurdur; asıl belirleyici olan çocuğun menfaatidir.

Boşanmada Kusur Mal Paylaşımını Etkiler Mi?

Boşanmada kusur, kural olarak mal paylaşımını etkilemez. Zira mal paylaşımı boşanma sebebine göre değil, uygulanan mal rejimine göre yapılır. Ancak zina nedeniyle boşanma veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde önemli bir istisna bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nda zina nedeniyle boşanma veya hayata kast nedeniyle boşanma söz konusu olduğunda hakim, TMK m. 236/2 uyarınca kusurlu eşin edinilmiş mallardaki artık değere katılma alacağını hakkaniyete uygun şekilde azaltabilir ya da tamamen kaldırabilir.

Kanunda belirtilen bu iki özel boşanma sebebinde, diğer kusur türlerinden farklı olarak, mal rejimi tasfiyesinde kusurun doğrudan etkisi gündeme gelir. Ancak kanundaki bu düzenleme otomatik uygulanmamaktadır. Hakim olayın ağırlığını, tarafların ekonomik durumunu ve hakkaniyeti değerlendirerek karar vermektedir.

Kusur Tespitinde Hangi Deliller Kullanılır?

Kusur tespitinde mahkeme, evlilik birliğini bozan davranışları gösteren hukuka uygun ve ispat gücü olan tüm delilleri değerlendirir. En sık kullanılan deliller arasında tanık beyanları, mesajlaşma görselleri, e-posta içerikleri, fotoğraflar, videolar, ses kaydı, darp raporları, hastane kayıtları, kolluk tutanakları, otel kayıtları, banka hareketleri ve uygun koşullarda HTS kayıtları yer alır.

Mahkeme, bu delillerle olayın gerçekten yaşanıp yaşanmadığına, taraflardan hangisinin daha ağır kusurlu olduğuna bakar. Delilin varlığı kadar, onun hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması da önemlidir. Hukuka aykırı ses kaydı, gizli kayıt veya izinsiz erişimle alınan içerikler kabul edilmeyebilir.

Yargıtay’ın Boşanmada Kusur Konusundaki Yaklaşımı

Yargıtay’ın boşanmada kusura yaklaşımı, soyut ve otomatik bir değerlendirmeden çok, somut olayın bütününü esas alan bir yaklaşımdır. Yargıtay uygulamasında kusur, tarafların evlilik birliğini hangi davranışlarla zedelediği, bu davranışların süreklilik taşıyıp taşımadığı, delillerle ispatlanıp ispatlanmadığı ve karşılıklı tepkilerin nasıl geliştiği dikkate alınarak belirlenir. Bu nedenle hangi eşin hangi yükümlülüğü ihlal ettiği incelenir. Özellikle sadakat, saygı, birlikte yaşama ve aile birliğini koruma yükümlülüklerine aykırı davranışlar kusur olarak görülür.

Yargıtay kusurun boşanmanın yanında nafaka ve tazminat sonuçlarını da etkilediğini kabul etmektedir. Daha ağır kusurlu eşin yoksulluk nafakası ve tazminat talepleri genellikle zayıflar. Kısacası Yargıtay, kusuru olay bazlı, delile dayalı ve sonuç doğuran bir hukuki değerlendirme olarak ele almaktadır.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilgi ve Randevu